DC’nin “Ölümü”

Posted: Temmuz 10, 2010 in Geek Stuff

Ölüm DC’yi buldu. Bu kelime esprisini yapmak konusunda ne kadar uğraştıysam da engel olamadım kendime. Ölüm ve DC ifadelerini yan yana kullanınca akla ölülerin hayata döndüğü ve benzer şekilde DC’ye de Marvel karşısında hayat veren Blackest Night geliyor, fakat konumuz o değil. Gerçi konunun öznesinin de o yaşam ve ölüm üzerinde yapılan bu manipülasyonlar üzerinde muhakkak bir çift sözü vardır. Zira kendisi yaşamın ve ölümün baş sorumlusu olan Death of the Endless.

Yazının devamını oku »

WTF Moment #2

Posted: Temmuz 1, 2010 in Geek Stuff

“Hakuna Matata?”

Yazının devamını oku »

Doktor Sensin Doktor

Posted: Haziran 28, 2010 in Geek Stuff

Doctor Who geçmişten günümüze gelen en başarılı bilimkurgu dizilerinden biri, hatta Guinness Rekorlar Kitabı’na göre en başarılısı. Yayın süresiyle, lisanslı ürün satışlarıyla, sadık hayran kitlesiyle alanında zirvede. Yeni seriyle de -özellikle David Tennant dönemi sayesinde- popülaritesi yeni jenerasyona ulaştı. Bana göre bu kadar sevilmesinin en önemli sebebi izleyicileri ağır dramaya boğmayıp, bana Douglas Adams’ın üslubunu hatırlatan (ki kendisi de zamanında Doctor Who’ya yazarlık yapmıştır) bir bilimkurgu mizahını sırıtmadan sunabilmesi. Tabii yine de Tennant’ın olağanüstü başarısını yabana atmamak lazım. Onun diziden ayrılışı üzücü olsa da Matt Smith’in beklenmedik sempatikliği, Karen Gillan’ın çekiciliği ve yazarların yeteneği sayesinde Doctor Who yine kendisini seyrettiriyor. Fakat dizinin hayranları artık seyretmekten ötesini de yapabilecekler. BBC, Sumo Digital ortaklığıyla Doktor’un kontrolünü bize bıraktı.

Yazının devamını oku »

Bir Trajik Kahraman: Wither

Posted: Haziran 21, 2010 in Geek Stuff

Kim X genine sahip olmak istemez ki? Evet, Marvel Evreni’nde mutant olmak, “farklı” olmanın yarattığı sosyal sorunlarla boğuşmak gibi bir takım sorunları beraberinde getirebiliyor fakat kazanılması mümkün yetenekler düşünüldüğünde bunlar ödenmesi gereken çok küçük bir bedel gibi gözüküyor. Gökyüzünde özgürce süzülerek Newton’a meydan okumak, sadece düşünerek tonlarca ağırlığı hareket ettirebilmek, saniyeler içinde kilometrelerce yol alabilmek ve hatta ölümsüzlüğe ulaşmak mümkün. İhtimaller hayalgücüyle sınırlı. Ancak X geni her zaman, herkese bu kadar lütufkar olmayabiliyor. Kontrol edilemeyen bir ölüm dokunuşuna sahip olan Kevin Ford, ya da kendi seçtiği kod adıyla “Wither”, bunun en büyük şahidi.

Yazının devamını oku »

Excelsior!

Posted: Haziran 18, 2010 in Geek Stuff

Çizgi roman tanrısı, çizgi roman uyarlamalarının cameo rekortmeni Stan “The Man” Lee, The Late Late Show with Craig Ferguson’daydı geçtiğimiz günlerde. Kendisine aşina olmayanlar için; Craig Ferguson samimi ve orijinal üslubuyla klasik Amerikan late night sıkıcılığından sıyrılan başarılı bir sunucudur. Konuklarıyla da muhabbeti gayet eğlencelidir, özellikle karşısında kendi temposuna uyabilecek biri varsa. 90 yaşına yaklaşan Stan Lee ise bırakın bu tempoya uymayı, bitmek bilmeyen enerjisiyle neredeyse Craig’i bile geride bırakıyor.

Yazının devamını oku »

WTF Moment #1

Posted: Haziran 16, 2010 in Geek Stuff

“It seems so… obvious.”

Yazının devamını oku »

All-Star Goddamn Batman

Posted: Haziran 16, 2010 in Geek Stuff

DC Comics yeni jenerasyon çizgi roman okurlarının ilgisini çekebilmek için Marvel Ultimate’e benzer bir şekilde DC All-Star’ı yarattı. Marvel Ultimate gibi geniş kapsamlı olmasa da burada karakterler uzun ve karışık geçmişlerinden arındırılarak ana devamlılıktan farklı bir gerçeklikte baştan tanımlandı ve tanıtıldı. Grant Morrison ve Frank Quitely’nin harikalar yarattığı All-Star Superman bunun çok başarılı bir örneğiydi fakat ilk değildi. All-Star serisi ilk olarak “All-Star Batman and Robin the Boy Wonder” ile okuyucu önünde çıktı. Seri 10 sayıdan oluşmasına rağmen 2005′te başlayıp 2008′de tamamlandı. Başlangıç tarihinin Batman Begins’in, bitiş tarihinin ise The Dark Knight’ın vizyon tarihine paralel olması belki aradaki zaman diliminin genişliğini açıklayabilir. All-Star Batman and Robin the Boy Wonder günümüzün en yetenekli çizerlerinden biri olan Jim Lee ile eserleri çizgi roman tarihine geçen ve Batman konusunda uzman olan Frank Miller’ın imzasını taşıyor.  İyi bir karakter, iyi bir fikir, iyi bir yazar, iyi bir çizer… Ortaya çıkacak eserin kötü olmasına imkan yok, öyle değil mi? Maalesef ki değil.

Yazının devamını oku »