All-Star Superman

Posted: Haziran 8, 2010 in Geek Stuff

Spoiler içerir

Magic. Pure and simple. DC editörü Bob Schrek böyle tanımlıyor All-Star Superman serisini. Kendisine hak vermemek elde değil, bu seri bana çizgi romanı neden sevdiğimi bir kez daha hatırlattı. Çizgi roman ne sinema ve televizyon gibi görsel hayalgücünü tembelleştirir ne de kitap gibi görselliği tamamen hayalgücünüze bırakır. Anları sunup, aksiyonun okurun zihninde oluşmasını sağlar. Doğaldır ki oluşturulan aksiyondan alınan keyif anları yaratan çizerin becerisiyle doğru orantılı olarak artar. Frank Quitely’nin çizimleri çizgi romanın bu sihrini başarıyla gerçekleştiriyor ve Metropolis’i gerçek dünyaya taşıyor. Grant Morrison ise köklere dönüp klasik Superman’in pek çok elementini baştan tanımlayarak epik bir serüven yaratıyor.

…Ve Lex Luthor başarıya ulaşır. Superman bir grup P.R.O.J.E.C.T. bilimadamını Lex Luthor’un kontrolü altındaki bir mutanttan kurtarmaya çalışırken güç kaynağı olan güneşe aşırı maruz kalır. Bu onun güçlerinin daha da artmasını sağlar fakat aynı zamanda aşırı yüklenme nedeniyle hücre parçalanmalarına yol açar. Superman’in ölümlülerin arasındaki ilah yapan sarı güneş ona ölümü getirmiştir. İroniyi Luthor’un espri anlayışına bağlayabiliriz belki. Ölüm unsurunun burada genelde olduğu gibi hikayenin sonundaki sürpriz olmamasının bir nedeni var. All-Star Superman herhangi bir Superman macerasını anlatmıyor, Superman’in son macerasını anlatıyor. Ölmekte olan bir tanrının son günlerini konu alıyor başka bir tabirle.

Superman & Lex Luthor düşmanlığı kadar ikonlaşan bir başka ilişki de şüphesiz Superman & Lois Lane aşkıdır. Hatta Superman & Clark Kent & Lois Lane aşk üçgeni demek daha yerinde olur. Dolayısıyla öleceğini öğrenen bir Superman’in Lois’e gerçek kimliğini açıklayıp onu Fortress of Solitude’a götürmesi pek şaşırtıcı değil. Fakat Lois’in Clark Kent’in Superman olduğuna inanmayı reddetmesi şaşırtıcı gelebilir. Bu da Grant Morrison & Frank Quitely ikilisinin becerisinin bir ürünü. İkili sakar, saf, beceriksiz Clark Kent’i tasvir etmekte ve Superman’i Clark Kent’ten ayıran tek şeyin bir gözlük olmadığını yansıtmakta o kadar başarılılar ki Lois’in bu şüphesi bir an için bile sıradışı gelmiyor.

Superman’i yazmanın zor olmasının sebeplerinden biri olarak onun çok güçlü olması gösterilir. Bunun pek geçerli bir argüman olmadığını All-Star Superman kanıtlar nitelikle. Atmosferin çizgi romanın gümüş çağını, yani Superman’in en güçlü olduğu dönemi andırmasını bir kenara bıraksak bile güneşe aşırı maruz kalması nedeniyle güçleri en az üç kat artmış durumda. Bunlar çizgi roman tarihinin en heyecan verici hikayelerinden birinin ortaya çıkmasına engel olmuyor. Superman Bizarro’dan, Doomsday’e bir çok klasik düşmanına karşı son savaşını veriyor, Brainiac’ın hapsettiği Kandorlulara özgürlük veriyor ve hatta “hayat” yaratıyor. Her şeyi değiştirecek bir icadın yaratıldığı bir hayat.

Madde ve enerji yaratılamaz ve yok edilemez, ancak biçim değiştirir. Beden ölse bile bilinç varlığını sürdürmeye devam eder. Cenneti ve cehennemi yaratan da bu bilincin kendisidir. Robotik yapay güneş Solaris ile karşılaşmasının ardından beklediği ölümü gerçekleşen ve kendi cenneti olan Kripton’da gözlerini açan Kal-El, uzun zaman önce ölen babası Jor-El’den ölüme ve yaşama dair geleceğini belirleyecek bu dersleri alıyor. Seçenekler basit; kal ya da geri dönüp kötülüğe karşı son savaşını ver. Bu sırada dünyada Lex Luthor Solaris sayesinde Superman’den çaldığı formül sayesinde 24 saatliğine Kriptonluların sarı güneş altındaki güçlerine sahip olmuş, Solaris ise güneşi zehirleyerek dünyadaki hayatı yok olma tehlikesi altına sokmuştur.

Son savaşını vermek üzere -eskisinden daha zayıf bir formda- dünyaya dönen Superman yerçekimi silahı sayesinde zamanı bükerek Lex Luthor’un 24 saatlik süresinin dolmasını sağlar. İroninin kendisini gösterdiği anlardan biri de bu andır. Superman ile Lex Luthor’un son düellosunda süper güçlere sahip olan taraf Lex Luthor’ken, tamamen beyin gücüne dayanan taraf Superman’dir. Sonuçta Lex Luthor’un sürekli söylediği ama pratiğe dökmekte başarısız olduğu sözü gerçekleşir; beyin gücü kas gücüne üstün gelir. Zamanın bükülmesi sonucu Luthor’un varoluşu Superman’in gözlerinden görmesi ve yaşadığı aydınlanma anı çizgi roman tarihine geçecek sahnelerden biri. Bedeni mutasyona uğrayan ve solar bilince dönüşmekte olan Superman, kalan son görevini tamamlamak üzere Lois’e veda eder ve Solaris’in zehirlediği güneşle bütünleşip onu kurtarmak üzere yola çıkar.

“Superman Dead” manşetinin Clark Kent imzasıyla Daily Planet’ta yayımlanmasının ardından bir sene geçmiştir. Kimileri onun gerçekten öldüğüne inansa da Lois Lane güneşle işi bittiğinde geri döneceğine inanmayı sürdürür. P.R.O.J.EC.T. ise her ihtimale karşı Superman’in kendilerine teslim ettiği DNA’lar sayesinde gelecek nesil Superman’lerin temelini atarak kendi hazırlığını yapar. Bu haliyle belirsiz bir son gibi gözükse de aslında yine Grant Morrison imzasını taşıyan DC One Million serisini okuyanlar olacakları aşağı yukarı tahmin edebilirler. Zira varlığını güneşte sürdüren Superman’in 853. yüzyılda tam anlamıyla bir tanrı olarak geri dönüp tekrar yaratılan Lois’e kavuştuğu DC One Million pek çok anlamda All-Star Superman’in devamı gibi gözüküyor.

Eisner Ödülü ve New York Times Bestseller unvanı gibi pek çok prestij kazanan All-Star Superman hemen hemen herkes tarafından yazılmış en iyi Superman hikayelerinden biri olarak kabul edilmekte. Alternatif bir gerçekliklete geçmesine rağmen modern çizgi romanın öncü karakterinin derinliklerine inmekte ve aynı zamanda 70 yıllık yaşlı bir karakteri gençleştirmekte son derece başarılı.

Yorumlar
  1. [...] All Star Superman ile aynı başlığa sahip olması. All-Star Superman’den yine justan0therg33k şuradaki çok güzel yazısında bahsetmiş ve neredeyse bu posta harfi harfine katılıyorum. Gerçekten benim ve birçoklarının  okuduğu [...]

  2. firat diyor ki:

    Gerçekten çok iyi bir seri. Bu Grant Morrison’un kötü birşey yazdığına denk gelmedim henüz. Serinin her bir anı ayrı zevk. Zibarro’nun hikayesini çok beğenmiştim.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s